Tekstil Sektöründe Markalaşma ve Markanın Korunması
9 Mayıs 2017
Kullanılmayan markalar tehlikede!
12 Temmuz 2017

Adınız, Markanızdır.

Oldukça sıkıldığım bir toplantıda, konuşmacının sorusuyla irkildim. Gerçi sadece bana değil, herkese soruyordu ama çok ilgi çekiciydi. İçinde derin bir sır sakladığı her halinden belli olan bir soruydu:  “Herkesin duymaktan en çok keyif aldığı şey nedir, biliyor musunuz?” Şaşırdım, böyle bir şey olabilir miydi? Her biri diğerinden farklı milyarlarca insan varken, böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi? Dinleyenlerin surat ifadelerinden, merakın alaycılığa dönüşmeye başladığı anı çok iyi yakaladı ve devam etti konuşmacı; “Adınız.” “Herkesin hayatta duymaktan en çok hoşlandığı tek şey adıdır, her zaman bir şekilde buna tepki veririz.”

Salonda şaşkınlıkla birlikte gülüşmeler oldu. Haklıydı, herkes adını duyduğunda şöyle bir irkilir ve tepki verirdi hatta bazen adına benzer, uzaktan bir ses geldiğinde de benzer bir tepki verdiğimiz çok olmuştur, hatırlayın; “Hey, biri bana seslendi sanki…”

Sonraki zamanlarda düşündüğümde, yıllar önce duyduğum bu söz beni farklı bir noktaya getirdi. Adımız; milliyetimiz, davranışlarımız, alışkanlıklarımız, tepkilerimiz, sesimiz görünüşümüzle gibi birçok şeyle beraber bütünlüklü bir kavram oluşturuyordu ve aslında tek başına bir ya da birkaç kelimeden ibaret değildi. Aynı isimler bile, bu saydığım unsurlar göz önüne alındığında, bambaşka anlamlar ve imgeler oluşturan kavramlara dönüşüyordu. Her insan adıyla ve kendi içindekilerle ayrı ve tamamen farklı bir dünyaydı. Her isim her insanda farklı duruyor, farklı anlaşılıyordu. Evet, kesinlikle, hepimiz ismimizle mukim, çok özel bir markaydık… Adımız, markamızdı. Dış görünüşümüzle, sesimizle, konuşmalarımızla, tepkilerimizle ve tabi ki düşlerimizle…

Bunu belki de zaman zaman hepimiz düşünmüşüzdür. “Ben kendime has bir insanım… (Yani farklı bir markayım.) Bu konu kendimiz hakkında dikkat etmemiz gereken en önemli, ama belki de en dikkate almadığımız konudur. Hepimiz aynadaki gibi değil, diğerlerinin adımız ilk söylendiğinde akıllarında ilk oluşan duygu ile tanımlı, yerleşik bir markayızdır. Buna sahip çıkmamız gerekir. Asla ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Çünkü tüm yaşamımız bu çerçeve de şekillenecektir. Biz bilmesek bile, çoğu insanla ilişkimiz, birbirimizi gördüğümüz ilk 3 saniyede şekillenir. Bu yüzden sahip olduğunuz en önemli şeyin, markanızın (adınızın) imajını korumalı, onu yönetmeli, değerlendirmeli ve yüceltmelisinizdir.

İş hayatında nasıl sadece güçlü markalar hayatta kalıyorsa, bunu bilincinde olmalı, kendimizi yetiştirmeli, zor koşullara adapte etmeli, eğitmeli, güçlendirmeli ve tanıtmalı ve kabul ettirmeliyiz. En önemlisi de markamızın itibarını korumalı ve yüceltmeliyiz.

Adınız, şifresini yalnızca sizin bildiğiniz bir itibari kredi hesabı gibidir ve biliriz ki itibar, ömür boyu tükenmeyen tek kredidir.

//]]>